Franz Kafka - Milena'ya Mektuplar
"Sevgili Bayan Milena, gün o kadar kısa ki, sizinle ve bir kaç ufak tefek işle geçip sona eriveriyor. Gerçek Milena'ya yazacak biraz bile zaman yok, çünkü daha da gerçek olanı bütün gün buradaydı; odada, balkonda, bulutlarda..." (s.30)
"Hayatın iki saati, iki sayfa yazıdan iyidir demeyin; yazı daha yoksul ama daha açıktır." (s.52)
"Üçüncü bir yolda ilerlemek istiyorum. Sana ya da ona değil, yalnızlığa çıkan yolda..." (s.58)
"Milena... Ne zengin, ne ağır bir isim bu. O kadar ağır ki taşıması imkansız. Yalnızca 'i' deki vurgu kulağa kötü geliyor, ismin zıplayarak kaçıp gitmiyor mu elinden? Yoksa acaba bu sadece, kendi ağırlığının mutluluğuyla senin zıplayışın mı?" (s.61)
"Sevgilim, yeryüzünü kaplayan bir ateş sütunu. Şimdi de beni sarıyor. Ama sardıklarını değil, görenleri peşinden sürüklüyor." (s.67)
"Hayatının tamamen kendi kontrolünde olmasını çok önemseyen insanlar için aslında pek o kadar da kolay değildir, kişinin gözlerinin mikroskoba dönüşmesi ve bu bir kez olduktan sonra, artık ne yapacağını bilememesi riski çok büyüktür." (s.69)
"Uykuya da korkuya daldığım gibi dalsaydım, şu an yaşıyor olmazdım." (s.73)
"Dünyada benim ihtiyaç duyduğum kadar sabır var mı Milena?" (s.77)
"İnsan kendi eksikliğine katlanmak zorundadır, her an için; oysa iki kişilik eksikliğe katlanmak zorunda değildir. Gözler, yuvalarından çıkarıp atmak için yok mudur, ve kalp de aynı şekilde. Yine de durum o kadar kötü değil, abartı ve yalan bu, her şey abartı, yalnızca özlem gerçek, o abartılamaz. Fakat özlemin gerçekliği bile o kadar da onun kendi gerçekliği sayılmaz; daha ziyade, geri kalan her şeyin yalan oluşunun ifadesidir. Kulağa saçma geliyor ama öyle. Belki en çok seni sevdiğimi söylediğimde de söz konusu olan gerçekten sevgi değil; sevgi, senin içimde çevirip durduğun bıçak olman..." (s.221)

Yorumlar
Yorum Gönder